Bangkok sokak yemekleri ziyafeti

0
333

Son yıllarda sokak yemekleri moda oldu. Yanlış anlamayın. Her köşe başında bir seyyar yemek arabası yok. Bir zamanlar sokakta tüketilen yemekler, şimdi lokantaların mönüsünü oluşturmaya başladı. Hem de ünlü şeflerin lokantalarının mönülerini…

Sokakta, tezgah başında yemeğe çekinenler, bu tür lokantaların önünde uzun kuyruklar oluşturuyorlar şimdi.

Kimisi kokoreç, kimisi yürek şiş, kimisi dalak dolması, kimisi kelle paça.

Bizim sokak yemeği mönümüz pek zengin değil aslında. Sakatata belki köfteyi, balık ekmeği, nohutlu pilavı, börek çeşitlerini ekleyebiliriz.

Bizim ki bir moda, müşteri de lokanta da bu modadan çabuk sıkılır biliyorum.

Ama Tayland’da, sokak yemeği vaz geçilmez bir gelenek. Ülkenin her şehrinde kaldırımlar, pazar yerleri, turistik mekanlar gerçek sokak lokantaları ile dolup taşıyor.

En ilginçleri de, kanallardaki yüzen lokantalar. Kadın satıcılar o daracık kayıklarda çok lezzetli yemekler pişirip, kıyıda bekleşenlere servis ediyorlar.

Taylandlı evde yemek pişirmeyi, yemeyi pek sevmiyor. Çünkü sokak daha ucuz, daha çeşitli, daha lezzetli!

Son Bangkok gezimde ben de karnımı genellikle bu sokak lokantalarında doyurdum.

Bazıları bu sokak satıcılarına pek yüz vermezler. Temiz olmadığını savunurlar, bağırsaklarının bozulacağından korkarlar.

Şunu belirtmeliyim ki, Taylandlılar çok temiz insanlar. Sokak mutfakları pırıl pırıl. Malzemeler taze ve yemekleri göz önünde pişiriyorlar.

Eğer bizdeki sokak satıcılarından kokoreç, köfte, börek, balık ekmek yiyebiliyorsanız, Bangkokta da gönül rahatlığı ile yiyebilirsiniz.

Bangkok’taki sokak yemekçilerinin büyük bir çoğunluğu ülkenin kuzey bölgelerinden gelenler. Özellikle de Chiang Mai’den.

Chiang Mai, ülkenin en önemli kültür merkezlerinden biri. Dağlık bir bölgede bulunan kent, aynı zamanda sokak lokantaları ve yemekleriyle de ünlü. Bu konuda dünyanın bir numarası diyebiliriz. Oraya gittiğimde akşam yemeklerinin çoğunu kaldırımlardaki masalarda yemiştim. Yemeklerin tadı hala damağımdadır.

Bangkok’taki sokak yemekçileri sadece ülkenin kuzeyinden değil. Her bölgeden satıcıya rastlamak mümkün. Yani ülkenin tüm mutfakları, kaldırımlardaki bu seyyar lokantalarda sergileniyor.

Kimileri yemeklerini, üstü muşambayla örtülü masalarda yerken, kimileri de sefer tasına veya poşetlere koydurup ya evlerine ya da iş yerlerine götürüyorlar.

Aşçı, yemeği yanınızda pişirdiği için kendinize göre dokunuşlar yaptırma olanağınız var. Tabii onların diliyle konuşmak şartıyla! Çünkü Taylandlıların İngilizce bilenleriyle bile anlaşmak çok zor.

Tezgahların hepsinde bulunan ortak yemek: Buharda pişirilmiş pirinç lapası (ekmek niyetine) ve erişte. Eriştede seçenek çok. Yengeçlisi, tavuklusu, kızarmışı, yumurtalısı, ördeklisi, etlisi, domuzlusu.

Pirinç sadece ekmek niyetine tüketilmiyor. Onda da çeşit oldukça bol. Pirinçle yapılan yemeklerde daha çok domuz eti kullanılıyor.

Ben karideslisini ve kızarmış ördek etiyle yapılanı tercih ediyordum. Pirinç omleti de sevdiğim yemekler arasındaydı.

Tavuk veya balıkla yapılan pirinç çorbalarının da oldukça lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Ayrıca yolunuz bir gün bu sokak lokantalarına düşerse, pilav üstü kızarmış ballı ördek göğsünün tadına bakmanızı öneririm.

Sarımsakla kızartılmış yumurtalı midye de tam bizim damaklarımıza göre!

Salataları da çok lezzetli. Özellikle rendelenmiş papaya, sarımsak, acı biber, domates, limon suyu, demirhindi suyu ile yapılan yengeç salatasını insan yemeğe doyamıyor. Hem ucuz, hem lezzetli, hem sağlıklı.

Bir de tezgahlardaki atıştırmalıklar insanı baştan çıkartıyor. Kızarmış tavuk kanadı, acılı balık köftesi, sebzeli sigara böreği (spring rolls), pişi benzeri hamur kızartması, Çin mantısı… İnsan hangisini yiyeceğini şaşırıyor!

Tabii ki deniz mahsullerini unutmamak lazım. Şişe geçirilmiş karidesler, kalamarlar, haşlanmış yengeçler, istiridyeler, midyeler…

Bangkok’ta yemekler çok lezzetli ama bizim ölçümüze göre biraz acı. Yani yerken terden sırılsıklam oluyorsunuz. Onun için aşçıyı veya garsonu acı konusunda uyarmanızı öneririm.

Bütün Uzakdoğu’da olduğu gibi, Tayland’da da sokakta yemek yemezseniz, bu ülkenin çok lezzetli mutfağını tam olarak kavrayamazsınız. Çünkü şık restoranlarda yemekler, turistlerin damaklarına göre yorumlanıyor çoğunlukla.

Korkmayın sokak satıcılarının yemeklerini deneyin. Damağınız size minettar kalacaktır.

Mehmet Yaşin

 

 

a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
Paylaş
Mehmet Yaşin
20 yılı aşkın bir süredir çeşitli gazetelerde muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü ve yayın yönetmenliği yaptıktan sonra Atlas dergisini çıkardı. Daha sonra Doğan Dergi Grubu'nda Genel Müdür olarak çalıştı. Daha sonra Doğan Kitap'ı kurdu. Uzun yıllar yayın yönetmenliğini yaptı. Bu süre boyunca birçok genç yazarı okuyucuya tanıttı. Yayıncılıktan sonra CNN Türk televizyonunda 'Yol Üstü Lezzet Durakları' programını yapmaya başladı. Aynı anda Hürriyet gazetesinde, İstanbul Life, Atlas, Capital, Meat and Beef dergilerinde lezzet yazılar kaleme aldı. Hem gazete, hem sosyal medya hem de televizyonda geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Dört kitabı var.