Hatay’ın en lezzetli mekânları

0
2649

Hatay bence gastronomi turizminin en önde gelen kentlerinden biri… Arap, Türk, Nusayri, Ermeni, Yahudi kültürlerinin birbirlerini etkilemesiyle ortaya muhteşem bir mutfak çıkmış. Masalar öylesine lezzetli yemeklerle donanıyor ki insan hangisinden başlayacağını şaşırıyor. İşte Hatay’ın lezzet durakları…

Hatay mutfağı sanıldığı gibi sadece meze mutfağı değil. Öylesine lezzetli kebapları, zeytinyağlı yemekleri, hamur işleri, sebze yemekleri, tatlıları var ki, hepsinin tadına bakmak için insanın günlerce bu kentte kalması gerekiyor. Geçen hafta Hatay’daydım. Halklar, kültürler, inançlar mozaiğinin oluşturduğu bu sınır kenti, yanı başındaki savaşa rağmen, barış içinde, sakin, kendi kendine yaşayıp gidiyor. Kendi kendine diyorum çünkü yabancı turistler elini eteğini çekmiş. İç turizm deseniz eh işte tek tük… Hâlbuki Hatay’ın konuklarına sunacak o kadar çok şeyi var ki: Öncelikle farklı kültür ve dinden insanları, dünyanın en güzel mozaikleri, manastırları, kiliseleri, büyülü tünelleri… En önemlisi de aşırı lezzetli mutfağı!

Hâlâ pişen yemeklerin yanı sıra bir de unutulmaya yüz tutanlar var. Bunların arasında en çok ‘Seyis Lahmacunu’nun unutulmasına karalar bağlıyorum. Bu özel lahmacunu yapmak için ekmek hamuru pide kalınlığında açılıp, fırına atılıyor. Yarı yarıya pişince çıkartılıyor. Üstüne bıçak kıyması, domates, bol sarımsak, tuz ve karabiberle yapılan iç konuyor. Pide tekrar fırına atılıp biraz daha pişiriliyor. Seyis Lahmacunu’nun sarmısak, domates ve kıyma kokusu, çevredeki şikemperverleri bir mıknatıs gibi fırına doğru çeker. Sordum, soruşturdum, bu çok özel lahmacunun artık yapılmadığını öğrenince üzüldüm. Hâlbuki bu muhteşem lezzetin Hatay’ın önemli yiyeceklerinden biri olacağına inanıyordum.

Hatay mutfağının bir diğer özel yiyeceği de ‘Sürk’. Bu birçok baharatla yapılan çökelek. Ama ben tazesine pek yüz vermem, küflenmişini ararım. Küflenmişinin kokusu ağırdır. Fransız peynirleri gibi ‘çorap’ kokar ama lezzetini tarif edebilmek için çok özel kelimeler bulmak gerekiyor. Bu peynirle yapılan domates salatası insanın damağını çılgına çevirir. Hatay’ın bir başka önemli lezzeti de tuzlu yoğurttur. Yüzlerce yıldan beri bu yörenin mutfağında yer alıyor. Sadece keçi sütünden yapılan bu yoğurt, sabah kahvaltılarının sevgilisi. Üstünde biraz zeytinyağı gezdirilen tuzlu yoğurt lavaşa sürülerek yeniyor.

Ne yemek için nereye gitmeli

Gelelim nerede ne yedim faslına… Hatay’da döner yemek için ‘Abdo Döner’e gittim. 45 yıllık bir lezzet durağı burası. Dönerde kaburga eti kullanılıyormuş. Ama bence burada et kadar lavaş ekmeği de çok lezzetli. Acılı salçayla ıslatılan lavaş, dönerin ateşine tutulup ısıtılıyor. Sonra içine döner ve özel sos konup, dürüm yapılıyor. Usta sosta kırmızı pul biber, domates salçası ve et suyu olduğunu söyledi. Abdo Döner, gece kuşlarının uğrak yeri. Gece yarısı önünde oluşan kuyruk uzayıp gidiyor.

Hatay denince akla gelen yemeklerden biri de ‘Kasap Kebabı’. Buna kimileri ‘Tepsi Kebabı’ da diyor. Uzun Çarşı’nın içindeki hemen bütün kasaplarda bulmak mümkün bu lezzetli kebabı… Ben ‘Pöç Kasabı’nı tercih ettim. Bu mekân, kasaptan çok bir kebapçıyı andırıyor. Kasap kebabı yapmak için, kaburganın çevresindeki et, Samandağı’nın acı biberi, maydanoz, kuyruk yağıyla elde kıyılıyor. Tepsiye yayılıyor. Üstüne yeşilbiber ve domates dilimleri koyup, çarşının fırınına gönderiliyor. Eğer bu kıymanın üstüne salça sürerseniz adı ‘Kâğıt Kebabı’ oluyor. Fazla beklemiyorsunuz. 10-15 dakika sonra kebabınız masanıza konuyor. ‘Konak Restoran’ ara sokaklardaki bir vaha adeta. Asırlık bir konak restore edilerek, modern bir restorana dönüştürülmüş. Hataylı kadınların öğle yemeklerinde buluştukları şık bir lezzet durağı! Mönü yöresel yemeklerden oluşuyor. Arap ve Suriye mutfağından da örnekler bulmak mümkün.

Mezesiz sofra eksiktir

Hatay’da yemek denince akla hemen mezeler geliyor. Konak’ın mezeleri de şaşırtıcı derecede lezzetli. Zaten onları yemekten ne ara sıcaklara ne de ana yemeğe yer kalıyor insanın midesinde. Eğer Konak’a giderseniz, çiğ köfteyi denemenizi hararetle öneririm. Macun kıvamındaki köfteler, üstüne kavrulmuş kıyma konarak yeniyor. Ayrıca Restoranın kendi üretimi olan ‘Antioche’ marka şaraplar da oldukça dikkat çekici.‘Sultan Sofrası’ kentin en önemli lezzet duraklarından biri…

Hatay yöresi yemeklerinden oluşmuş mönü ağız sulandıran cinsten. Ben seçim yapmakta zorlandım. Buranın en önemli yemeği fırında pişirilen ‘Oruk’. Dışı incecik içi lezzetli bu özel içli köfte, damakla tam bir aşk yaşıyor. Ben ustanın önerisi üzerine bir de siyah havuç dolmasının (Keşir Dolması) tadına baktım. Sadece bu aylarda yapılırmış. İlk kez gördüğüm bu yemeğin oldukça ilginç bir tadı var. Eğer lezzetli mezeler eşliğinde bir iki yudum bir şey içeyim derseniz, size ‘Leban Lokantası’nın terasını öneririm. Dört bir yanı camlı (yazın camlar açılıyor), aydınlık mekânın mezeleri hem çok çeşitli hem de çok lezzetli. Haftada bir iki günde canlı fasıl müzik var. Burada peynirli irmik helvasının tadına bakmayı ihmal etmeyin.

Hatay’a gelip, bakla ezmesiyle humus yemeden gitmek olmaz. Hataylıların önerisi üzerine ‘Humusçu İbrahim Usta’ya gittim. Konuşkan bir usta… 27 yıldan beri bu işi yapıyormuş. Elinin kararı yerinde… Malzemeleri dengeli kullanıyor. Ne sarımsak, ne tahin birbirini eziyor. Ekşisi de abartılmamış. ‘Antakya Kahvaltı Evi’ mutlaka gidilmesi gereken lezzet duraklarından biri… Öylesine değişik kahvaltılık malzemeler servis ediyor ki insan şaşırıyor. Tereyağında kızartılmış Antakya peyniri, Kıbrıslıların Hellim peyniri ile yarışacak lezzetteydi. Biberli ekmek, tereyağında tuzlu yoğurt, yumurtalı tuzlu yoğurt, külçe ve ıspanaklı börek, zeytin salatası, zahter salatası, acılı çökelek, özel yapılmış bol baharatlı sucuk, çitlenbik filiziyle yapılan Sakız Murcu yumurtası… Bunlar aklımda kalanlar, sanırım bir bu kadar da unuttuğum olabilir.

Hatay künefesiz olmaz

Künefe en sevdiğim tatlıların başında gelir. Onun için künefeyi iki yerde yedim. Bunlardan biri Uzun Çarşı’da, 124 yaşında bir çınarın gölgesinde künefe pişiren Yusuf Usta’ydı. ‘Çınaraltı Künefecisi’ni neredeyse bütün şehir biliyor. Usta künefeyi mangalın üstünde pişiriyor. Diğer künefeci ise ‘Bizim Künefeci’. Ragıp Usta 67 yıldan beri bu işi yapıyor. İşi babasından öğrenmiş. Ona göre işin sırrı, kullanılan bakır tepside. O da közün üstünde pişiriyor künefesini. Yanında bir bardak da soğuk süt ikram ediyor. Süt gerçekten de künefenin lezzetine lezzet katıyor. Sizin yerinizde olsam cevizli kadayıfın da tadına bakarım.

Hatay’ın bir başka tatlısı da kireç kaymağında bekletilmiş kabak tatlısı. Dışı kıtır içi yumuşacık… Bunun en lezzetli yapıldığı yer ise ‘Berk ve Buket’ tatlıcısı. Tüm bu yemek serüveni bittikten sonra, 1913’te kurulan ‘Affan Kahvesi’ne uğramanızı öneririm. Yüksek tavanlı bu tarihi kahvede kahve, çay bardağı benzeri bardaklarla sunuluyor. Bu kahvenin bir diğer özelliği de ‘Haytalı’ denen serinletici tatlısı. Şekersiz su muhallebisinin üstüne gül suyu, pudra şekeri dökülüyor, en üste de iki top vanilyalı dondurma konuyor. Hatay’da gürültü, patırtı yok. İnsanların yüzü gülüyor ve yemeklerini tattırmak için sizi bekliyorlar.

a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
Paylaş
Mehmet Yaşin
20 yılı aşkın bir süredir çeşitli gazetelerde muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü ve yayın yönetmenliği yaptıktan sonra Atlas dergisini çıkardı. Daha sonra Doğan Dergi Grubu'nda Genel Müdür olarak çalıştı. Daha sonra Doğan Kitap'ı kurdu. Uzun yıllar yayın yönetmenliğini yaptı. Bu süre boyunca birçok genç yazarı okuyucuya tanıttı. Yayıncılıktan sonra CNN Türk televizyonunda 'Yol Üstü Lezzet Durakları' programını yapmaya başladı. Aynı anda Hürriyet gazetesinde, İstanbul Life, Atlas, Capital, Meat and Beef dergilerinde lezzet yazılar kaleme aldı. Hem gazete, hem sosyal medya hem de televizyonda geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Dört kitabı var.