Yaz sofralarının kraliçesi: Menemen

0
953

Yaz yemeği dendiğinde benim aklıma hemen “Menemen” gelir. Çünkü bu aylarda tarla domatesi lezzetin doruğuna tırmanmıştır. Rengi kan kırmızısıdır. İçi etlidir. Yeşil sivri biber de bu aylarda çıtır çıtır olur.

Menemen hakkında rivayetlerden öte pek belge, bilgi bulamadım. Hakkında bildiğim tek gerçek ise Menemen’in 18.yüzyıl ortalarına doğru sofralarda görüldüğüdür. Çünkü bu döneme kadar domates, Avrupa kıtasında sebze olarak değil de süs bitkisi olarak yetiştirilmiştir. Kırmızı renginin zehir içerdiğinden korkan Avrupalı, onu yemekten uzun yıllar çekinmişlerdir. Ayrıca menemenin çok lezzetli olduğu ve fakir, zengin tüm sofraların baş tacı olduğu da benim kadar herkesin de malumudur.

Kimileri bu lezzetli yemeğin, bir bağcı yemeği olduğunu, Güney Fransa ve İtalya’da doğduğunu  öne sürer. Onlara göre bağ işçileri, çevredeki tarlalardan topladıkları domates ve biberleri, yine köylülerden satın aldıkları yumurtalarla karıştırıp, bu çok lezzetli ve doyurucu yemeği icat etmişlerdir. Bu söylem bana inandırıcı gelmektedir.

Menemen’e bizim tarafımızdan bakarsak, daha başka bilgilere ulaşırız ki bunlar da çok inandırıcıdır.

Öncelikle şunu açıklamam gerekir: Bu yemeğe kimileri Menemen, kimileri de Melemen der. Türk Dil Kurumunun imla klavuzu doğru yazımın “Menemen” olduğunu belirtir. Ben de bu şekilde kullanırım. Melemen kelimesinin ise nereden geldiği konusunda bir bilgi edinemedim.

Araştırmacı Oktay Özengin, bu yemeğin ilk yapıldığı yerin, İzmir’in meşhur Menemen ilçesi olduğunu söyler. Buna kanıt olarak da, Türkiye’de ilk domates yetiştirilen yerlerden birinin Menemen ilçesi olmasını gösterir.

Türkiye’de ilk domates tarımı, 1900’lü yılların başında Adana bölgesinde yapılmıştır. İzmir’e geliş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ticaret ve Zahire Borsası kayıtlarına bakarsak, 1920’li yıllarda domatesin İzmir ve çevresinde yetiştirilmeye başlandığını söylemek mümkündür. Menemen’de ise domates üretiminin İzmir’le aynı tarihlere rastladığını söyleyebilirim.

Bu tarihlere bakılırsa, Menemen’in,  bazılarının iddia ettiği gibi Osmanlı yemeği olmasının mümkün olmadığını görürüz.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Menemen ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalıydı. Özellikle zorunlu göçe tabi tutulan Rum’lardan kalan verimli ve boş araziler, mübadele ile Menemen’e göç etmiş Türklere paylaştırılmıştı.  Bunların başında da Girit Türkleri gelmekteydi. Giritli göçmenlerle komşu olan Menemenliler, yavaş yavaş Girit Mutfağı ile tanıştılar.

Giritli Türkler, yemeklerinde çoğunlukla ovalardan, dağlardan topladıkları otları kullanmaktaydılar. Bu otlardan bazıları Sinavri, Radika, Arapsaçı, Gelincik, Ebe Gümeci, Şevketi Bostan, Beyaz Diken ve Hardal otlarıydı. Giritliler, bu otları suda haşladıktan sonra, üstlerine zeytinyağı dökerek yerlerdi. Ya da haşlanmış otların üstüne yumurta kırarlardı. Zaman içinde Menemenliler de ot toplayıp, aynı yemekleri yapmaya başladılar.

Ot yemeklerini Menemenli’lere öğreten Giritli Türkler, Menemenli’lerden “Etli Domates” yemeğini öğrendiler. Bu yemek, bolca domates, biraz patates ve etle yapılan bir güveçti aslında. Giritli Türkler, bu yemeğin malzemelerini değiştirerek, etin yerine yumurta, patatesin yerine de soğan koyarak “Yumurtalı Domates”i yaratılar.

Zamanla bu yemek ilçenin en sevilen yemeği oldu. Ünü giderek önce çevre illere, sonra da tüm Türkiye’ye yayıldı.  Yumurtalı domates artık, “Menemen Yemeği” olarak anılmaya başladı. Hem ucuz, hem kolay hem de çok lezzetli olan yemek kendine her sofrada yer buldu.

Araştırmacı Oktay Özengin, Menemenli, 94 yaşındaki Kibariye Yiğitmen’in’in, bu tarihin en yakın şahidi olduğunu öne sürüyor. Kibariye Hanım,  çocukluğunun geçtiği 1930’lu yıllarda evlerine gelen Manisa’lı akrabalarına “Menemen” yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatır.

Bir diğer tanık da, “Dededen lokantacı” olan Mustafa Saygılı’dır. 1930’lu yıllardan başlayarak lokantalarında “Menemen” satmaya başladıklarını ve bu yemeği yemek için İzmir’den özel müşteriler bile geldiğini söyler.

Menemen’in ulaşabildiğim tarihçesi böyle. Yani bu yemek, Girit-Menemen mutfaklarının iş birliğinin bir eseri.

Yaz aylarının favorisi olan Menemen’i, artık adını taşıyan ilçede bulup yemek zor. Lezzetli Menemen yemek istiyorsanız, Samsun-Ankara karayolu üstündeki Çakallı Mevkii’ne gitmenizi öneririm. Burada sıra sıra dizilmiş küçük lokantaların mönüsündeki tek yemek: Menemen. Hem de çok lezzetli.

Mehmet Yaşin

 

a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
a target="_blank" href="http://www.vizeland.com/">
Paylaş
Mehmet Yaşin
20 yılı aşkın bir süredir çeşitli gazetelerde muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü ve yayın yönetmenliği yaptıktan sonra Atlas dergisini çıkardı. Daha sonra Doğan Dergi Grubu'nda Genel Müdür olarak çalıştı. Daha sonra Doğan Kitap'ı kurdu. Uzun yıllar yayın yönetmenliğini yaptı. Bu süre boyunca birçok genç yazarı okuyucuya tanıttı. Yayıncılıktan sonra CNN Türk televizyonunda 'Yol Üstü Lezzet Durakları' programını yapmaya başladı. Aynı anda Hürriyet gazetesinde, İstanbul Life, Atlas, Capital, Meat and Beef dergilerinde lezzet yazılar kaleme aldı. Hem gazete, hem sosyal medya hem de televizyonda geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Dört kitabı var.